Salı, Mayıs 5th 2026

Tel Aviv, Gazze’nin siyasi ve bölgesel manzarasını sonsuza kadar yabancılaştırarak Gazze coğrafyasını yeniden çiziyor.
Yazan: Majid Al-Assar, La Stampa
Gazze Şeridi’nin bir zamanlar ekili tarlaların uçsuz bucaksız uzandığı doğu kesiminde, yeşil rengin yerini tozlu kül aldı. “Sarı çizgi” olarak bilinen bölgenin ötesinde, yalnızca askeri kontrolün sınırları değişmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgenin coğrafi ve siyasi dokusu da sistematik bir düzleştirme süreci yoluyla yabancılaşıyor.
Öncelikle, İsrail kontrolü altındaki bölgede, Şeridi topraklarının yüzde elli üçünden yaklaşık yüzde elli dokuzuna çıkan önemli bir fiziksel genişleme var.
Bu değişiklik, araziyi düzleyen ağır makineler aracılığıyla gerçekleştiriliyor. ve beton blokları batıya doğru hareket ettirerek savaşın zaten nüfusu tamamen boşaltılmış topraklarda yeni bir gerçeklik yaratıyoruz.
Ahmad Al-Samouni ve Ismail Al-Najjar gibi yerinden edilmiş bölge sakinleri, hayatlarının kalıntıları İsrail’e kamyonlarla taşınırken evlerinin ve işyerlerinin sadece hasar görmekle kalmayıp tamamen yok olduğunu ifade ediyorlar.
Bir zamanlar bir evi ve işi olan Ahmad Al-Samouni, geri dönüşün dehşetini şöyle anlatıyor: “Biz Solda evler hasar görmüştü ama geri döndüğümüzde geriye dönülecek hiçbir şey kalmamıştı. Harabelere bakmak bile tehlikeli; ateş hiç durmuyor ve her gün taşınan bloklara yaklaşırsanız hayatınızı riske atıyorsunuz.”
İkincisi, arazinin bu dönüşümü analistler tarafından tartışılan üç olası stratejik hedefi taşıyor. İlk olasılık, Smotrich ve Ben-Gvir gibi sağcı bakanların açıklamalarına dayanarak bu alanların gelecekteki kolonizasyon projelerine hazırlanmasıdır.
İkinci olasılık ise bu değişikliklerin Kahire görüşmelerinde Hamas’ı silahsızlandırmaya zorlamak için bir baskı aracı olarak kullanılmasıyla ilgilidir. Üçüncü ihtimal ise İsrail iç siyasetiyle ilgili. Başbakan Netanyahu, sınırların yeniden yapılandırılmasını sürekli bir tehdit algısını sürdürmek ve seçmen desteğini güvence altına almak için kullanabilir.
Savaşta iki oğlunu kaybeden İsmail Al-Najjar, bu süreci tarihin silinmesi olarak görüyor: “Burada kalıntılar sadece kaldırılmıyor. Daha önce var olanın tüm izlerini, normale dönüş umutlarını siliyor. Hayallerimizi ve çocuklarımızın geleceğini paramparça ettiler. Her gün bunun ağırını görüyoruz. Araçlar evlerimizin kalıntılarını ezip İsrail’in içine taşıyor, sanki son umutlarımızı da yok ediyor…”.
Üçüncüsü, bu sürecin uzun vadeli sonuçları nüfusun geleceği ve geri dönme olasılıkları açısından yıkıcı. Asmaa Al-Masri gibi eski çiftçiler, tarım arazilerinin yabancılaştırıldığını, sanki deprem olmuş gibi göründüğünü, İsrail ordusunun ise yeni sınır çizgisine yaklaşmaya cesaret eden herkesi vurduğunu bildiriyor. yerinden edilenlere: her şey bittiğinde nereye döneceğiz? tessheshi
Tecrübeyi geliştirmek ve reklamları görüntülemek için çerezleri kullanırız (Google AdSense).
“Kabul Et” seçeneğine tıklayarak çerezlerin aşağıdaki şartlara göre kullanılmasını kabul etmiş olursunuz.
Gizlilik Politikası
ve
Çerez Politikası.
“Reddet”i tıklayarak gerekli olmayan çerezleri reddedebilirsiniz.
Kaynak: prizrenpost
Etiketa: Aktüel
