Hizmetkâr Lider Vefakâr Millet

Harun Davut KARAHANLI

Harun Davut KARAHANLI

Yaklaşık 250 yıllık bağlanmış basiretimiz, ham demirin yediği darbelere göğüs gere gere, nihayet hamlıktan olmaya, olmaktan doğmaya hiç bu kadar yaklaşmamıştı. 53 yıldır batının yamacında beklerken istikbali Fatih’in, Selahaddin’in torunları, medet yine aynı ağacın tohumundan geldi. Okulda, kıraathanede, köşe başında oturup çayla karışık ateşli siyaset yaparken yurdum insanı, oradan geçen amca, teyze “memleketi siz mi kurtaracaksınız” derdi. 15 Temmuz’da gördük, vallahi kurtardılar! Hem öyle kurtardılar ki, kerameti kendinden menkul “aydın” akademisyenler bölücü terör örgütleri için imza toplama kampanyaları yürütürken, okumamış Ankara’nın köylüsü Fetö’nün pilotu havalanmasın diye bir yıllık rızkını ateşe verdi. Ya Rabb, bu ne ferasettir ki ilimle varılmaz, arifler Hakk’a kablosuz da bağlılar! Şunu deneyimledik ki, bu ülkenin yerli, dağlı, milli çobanı; ithal kumaş profesöründe daha makbul imiş.

Gelgelelim, vakti zamanında hocama sormuştum. Hocam, niçin Türkler uluslar arası ilişkilerde bilhassa batı tarafından genel olarak güvenilmez addediliyor? Tutarsız veya günlük siyaseti nedeniyle mi? Hayır dedi, imparatorluk zamanlarında ve öncesinde de böyleydi çünkü öngörülemez siyasi manevralara sahip davranışsal eğilim gösterdikleri için dedi. Tabi o naif hocamız akademik tespiti bir kenara dursun ben bunu “ne zaman ne yapacağı belli olmayan Türkler” diye yormuştum. Türkiye Kuzey atlantik üyesiydi (NATO), aynı yıl Rusya ile anlaşıp kuzey atlantik ve kâğıttan müttefiki ABD’ye bir poz verdi. Lozan’da sınırları çizilmiş, ölümü gösterip sıtmaya razı edilmiş, borçlandırılmaya alıştırılmış bir milleti can evinden vuracak fevkalâde şeytani plânlarla yeniden boyun eğdirmeye çalışmışanlara milletçek feraset tokatı atan Türkiye, ve tabi Türk milleti yine öngörülememişti.

Bir de hiç belli değilmiş gibi dare teşebbüslerinin arkasında kim var lakırdıları bir furya idi bitmedi. 15 Temmuz’u Fil Dişi Sahilleri veya Demokratik Kongo Cumhuriyeti yapmış olamayacağına göre, askeri darbe görünümlü, FETÖ planlı, Amerikan buğdaylı, Avrupa kumaşlı müthiş kolektif kumpanyasını hepimiz tespit edelim bir zahmet. Teröristleri meclislerinde ağırlayan Avrupa, barındıran Amerika’yı görmek için siyaset bilimci olmanın gereği var mıdır?

20 milyar dolara köprü yapıyorsun, bizim aklı beş karış havada “gezici” arkadaş sanki kendisine bir kasıt varmış, sanki sırf kendisine nispet edilmek için yapılıyormuşçasına bir edayla devletimiz ne yaparsa yapsın başından aşağı kaynar sular dökülüyor karşı çıkıyor. Beyninin yüzünü ideolojiye kiralamış, fikirlerini ideolojiye biçtiren öylesine akıl yoksunu bir zihniyetle muhatabız ki, literatür böylesine şahit olmamıştır. Yahu, 20 milyarlık köprüyü sana nispet olsun diye yapıyor olabilirler mi? Sen niye üstüne alınıyorsun bu kadar? “Marmaray yapma, köprü yapma, yol yapma” kafası… Havalanı yapılıyorsa bırak Merkel darlansın buna, Lufthansa döksün içini, sana ne oluyor? Sen niye aklını kiraya veriyorsun?

Hiç korkumuz yok, hasetçiler yırtınsa, dokuz kavim taşa tutsa da, Allah’ın bizi getireceği yere hiç kimse engel olamayacaktır.

Avrupa ile Kudüs arasında Hristiyan hacılar için bankacılığı icad eden Tapınakçıların (ibadethaneleri ve putları bankalardır) torunları, bu gün yine kendi menfaatleri doğrultusunda, fukarayı ezmek, garibanı köleleştirmek, ülkelerin basiretini borçlandırarak bağlamak suretiyle dört bir yana saldırmaktadırlar. Bu yüzyılın köşebaşlarını da kendileri tutabilsinler diye.

Hak kendi safını kıyamete kadar korurken, batıl da boş durmayacaktır elbet. Fakat benim hayretşinaslığım içimizdeki fikri tutuk akıllara. Tarih bilgisi ilkokul kitaplarından ileri gitmeyen, modernliği caddede köpek gezdirmek, kültürlülüğü kitap okumak ve sinemaya gitmek sanan zavallı bir zihniyet var. Kendisini kendisi yapan hiçbir şey yok, hiçbir özeli, hiçbir kökeni, hiçbir tutkusu yok. Davayı geçtim, kültürel olarak kendi batıyı bilmez, doğudan haberi yoktur. Ona öğretilen ve telkin edilen ortalama batıl zihin alanında gidip gelen, balık gibi deryada yaşayıp deryadan habersiz, neler döndüğü hakkında akşam ajansı kadar haberdar, fikriyat ve özgünlük gibi hiçbir çizgisi hatta kaygısı olmayan insanlar yığını. Garbı bilmez, şarktan haberi yok.

Yurt dışında bir TV program formatı çıkar, oda gelir Türkiye’deki değnekçiliğini yapar. Magazinden, dedikodudan, boş lakırdıdan ileri gitmeyen, aklın keskin sınırlarına hitab eden, mizahi anlayışın yerlerde süründüğü hatta çukurlaştığı akıl noksanlığı sınırlarına yelken açtığı saçma TV programlarını yedirmeye çalışanlar yok olma sinyalleri vermekteler. “Eski Türkiye medya yerleşikleri” ve batıya öykünerek Avrupa’yı taklitten öteye gidemeyen batı özentisi “süslü Terrier”lar bu ülkede yerli, milli, özgün karakteristik işler görünce kendi yok oluşlarına, günlük abur cubur “sanat” anlayışlarının islinip unutulacağından kaygılanmaktalar.

Ne yaparlarsa yapsınlar kendi özgün değerleri, kadim kültürleri olmadığı için en yüksek performanslarında dahi sadece zaten batıda var olanın özgün bir kopyası hükmünde iyi bir kopya veya taklit payesi alageldiler. Batıya şirin gözükmek için kendi atalarına küfretmedikçe bir kemik atılmayan bu eski Türkiye’den kalma medya yerleşikleri, magazin şaklabanları herhalde topluca Avrupaya sığınırlar. Bu aralar Avrupa ağuşunu açmış, kendi mamullerini Cumhurbaşkanı düzeyinde meclislerinde karşılayarak, veledi zinasını yıllar önce terkedip çok sonra kavuşan anne ve babalar gibi şimdiye dek kendi adını soyadını kimliğini taşımayan gayri meşrularını da kütüğüne yazdırmaya başlamış bile…

Nitekim millileşme sürecimiz tüm hızıyla devam etmektedir. Artık Avrupadan icazetli bakanlar, başbakanlar devri sona erdi. Yok öyle artık Türkiye’ye ayar vermeler! Üstten bakarak Almanyanın bir valisiymiş gibi Türk Dış İşleri Bakanına telefon eder etmez asayiş berkemâl talimatları. Türkiye bölgede ve dünyada kendi özgün karakteristiğiyle yoluna devam edecektir. Kendi hizmetkâr lider modelini “dünya beşten büyüktür” manşetiyle tüm uluslara göstermektedir.

Harun Davut Karahanlı – Uluslar arası İlişkiler
hd.harunkarahanli@gmail.com

*Yazarların görüşleri mutlak olarak Prizren Post’un görüşlerini temsil etmemektedir.

Etiketa: ,