Cumartesi, Mayıs 30th 2026

Ami Ayalon, İsrail’in mevcut stratejisinin askeri zafere yol açtığı ancak siyasi, ahlaki ve kurumsal başarısızlığa yol açtığı konusunda uyarıyor
Shin Bet’in eski başkanı ve İsrail güvenlik teşkilatının en popüler isimlerinden biri olan Ami Ayalon, Benjamin Netanyahu’nun mevcut hükümetini sistem içinde en sert eleştirenlerden biri. Ona göre İsrail savaş alanında kazanmaya devam ediyor ama siyasi, ideolojik ve kurumsal boyutta kaybediyor.
Daha önce İsrail’in “her savaşı kazandığını ama savaşı kazanmadığını” söylemiştiniz. Bugün bunu nasıl görüyorsunuz?
Bugün bu, eskisinden çok daha açık. İsrail çok yüksek askeri yeteneklere sahip ve sahada taktiksel hedeflere ulaşabiliyor. Ancak temel sorun, bunun siyasi çözümlere dönüşmemesi.
Sanki savaş alanındaki zafer güvenlik ve istikrar sağlamak için yeterliymiş gibi, eski bir askeri güç mantığıyla hareket ediyoruz. Bu stratejik bir yanılsamadır. Modern savaş artık yalnızca askeri yöntemlerle çözülmüyor. Güçlü bir siyasi ve ideolojik boyutu var ve bu boyutta İsrail’in net bir stratejisi yok.
Savaşın doğasında bunu daha belirgin hale getiren ne değişti?
Savaş son on yılda derinden değişti. Geçmişte çatışmalar, açık askeri zaferlerle ve kaybeden tarafa dayatılan siyasi uzlaşmalarla sonuçlanıyordu. Bugün bu mantık artık işe yaramıyor.
Devletler giderek daha sık devlet dışı aktörlerle ve net bir sonu olmayan uzun süreli çatışmalarla karşı karşıya kalıyor. Bu, askeri başarıya ulaştığınızda bile mutlaka siyasi bir sonucun olmayacağı anlamına gelir. Bu anlamda İsrail, gerçeklik değişirken geçmişin paradigmalarıyla düşünmeye devam ediyor.
Bu durum İsrail toplumunu ve demokrasiyi nasıl etkiliyor?
Etkisi çok ciddi. Bir toplum sürekli çatışma içinde yaşadığında olağanüstü hal normal hale gelir. Olağanüstü hal normale döndüğünde demokratik kurumlar yavaş yavaş zayıflamaya başlıyor.
İsrail’de bu durum çeşitli düzeylerde görülebilir: yargının zayıflaması, yürütme gücünün yoğunlaşması ve siyasi kutuplaşmanın artması. Kurumsal kontrol zayıfladığında demokrasinin dengesi bozulur.
Diğer bir sorun ise iç parçalanmadır. İsrail toplumu artık devlete dair ortak bir vizyonu paylaşmayan gruplara bölünmüş durumda. Bu da uzun vadeli bir politika oluşturmayı oldukça zorlaştırıyor.
Mevcut hükümetin bu süreçteki rolü nedir?
Mevcut hükümet bu açığı derinleştirdi. Daha geniş bir toplumsal mutabakat arayışı yerine, dar ideolojik ve siyasi koalisyonlara giderek daha fazla bel bağlamaya başladı.
Bu, önemli kararların artık geniş bir ulusal vizyona değil, koalisyonun istikrarını koruma ihtiyacına dayandığı bir durumu beraberinde getirdi. Bu durum demokrasi açısından oldukça sorunludur.
Ayrıca, tüm vatandaşların siyasi sisteme tam olarak entegre edilmesi konusunda da açık bir irade eksikliği bulunmaktadır. Toplumun geniş kesimleri kendilerini dışlanmış veya yeterince temsil edilmediklerini hissettiğinde devlet ile vatandaşlar arasında tehlikeli bir uçurum oluşuyor.
Bu bağlamda Benjamin Netanyahu’yu nasıl görüyorsunuz?
Netanyahu uzun yıllardır İsrail siyasetinin baskın figürü oldu ve ülkenin siyasi yapısını derinden etkiledi. Bu süre zarfında kurumlar zayıfladı ve güç giderek daha fazla yoğunlaştı.
Asıl sorun sadece bir birey değil, onun hayatta kalması ve koalisyonları etrafında inşa edilen siyasi modeldir. Bu, kısa vadeli çıkarların uzun vadeli vizyona hakim olduğu bir siyasi kültür yarattı.
Günümüzde siyasi karar almanın kamu çıkarından çok liderlerin kişisel hayatta kalmasıyla ilgili olduğuna dair yaygın bir algı var. Bu, kurumsal bir krizin açık bir işaretidir.
İsrail’in geleceği hakkındaki sonucunuz nedir?
İsrail, yalnızca askeri güce güvenmeye devam edemez. Taktiksel zaferler getirebilir ama stratejik çözümler getiremez. İç ve dış gerçekliğe hitap eden bir siyasi vizyon olmadan sonsuz bir çatışma döngüsünde kalma riskiyle karşı karşıya kalırız.
Asıl zorluk yalnızca askeri güvenlik değil, aynı zamanda demokrasiyi, iç uyumu ve uluslararası meşruiyeti aynı anda koruyabilecek bir devlet inşa etmektir. Bugün bu sorun çözülmemiş durumda. kare
Kaynak: prizrenpost
Etiketa: Aktüel
