12°C
Prizren

Kosova`daki Azınlıkların Seçimleri

PRIZREN POST | 15:18 - 11.06.2017

Sami TAÇ

Bugün Kosovada yapılacak olan erken genel seçim, buradaki azınlıklar için bildiğimiz anlamda bir seçimden çok, anayasa ile garanti altına alınmış milletvekili koltuklarına kimlerin oturacağını tayin eden bir tür yarışmaya dönüşmüş durumda. Bu kanıya varmak için yarış içerisinde olanların davranış ve tutumlarına bakmak yeterli. Şunu baştan söylemek gerekiyor; işsizlik oranının yüzde 50 lerde olduğu Kosova’da milletvekili olmak demek, belirli bir süreliğine işsizliğe çözüm bulmak demek. Sıfir yetki ve sorumlulukla azınlık toplulukların milletvekili olarak sırf süs için milletvekili koltuğuna oturmak, müthiş bir gelir kapısı aralamak anlamına geliyor. Zaten şu on günlük seçim propagandası süresince, bu yarışın içinde olan kimselerin arzu, istek ve heyecanları bundan kaynaklanıyor. Düşünsenize, bazı olağanüstü oturumlar hariç, parlamento oturumlarına hiç katılmasanız bile kimse sizden hesap sormuyor, her hangi bir sorumluluğunuz da yok, ama ay sonunda hesabınıza 2000-2500 avro civarında bir maaş yatıyor. Kosova standartlarının hayli üzerinde, müthiş bir gelir kaynağı. Hal böyle olunca da meclise kapağı atmak isteyen ‘yarışmacı’larda olağanüstü bir istek ve heyecan oluyor. Ve pek tabii ‘Türklük’ten, ‘Boşnaklık’tan, ‘Romluk’tan veya ‘Sırplık’tan (Gerçi bu grubun durumu hayli karmaşık ama olsun, bu konuda onlar da aynı zihniyete sahip) bahsetmek pek zevkli bir hobi haline geliyor. Sesler de epeyi parlak çıkıyor tabii!

Yine anayasa ile azınlıklara hükümet kabinesinde bir iki bakanlık koltuğu da garanti edilmiş. Dolayısıyla burası daha bir iştah kabartıcı, daha bir heyecanlı. Mesela savaşın bitiminden bu yana Kosova Demokratik Türk Partisini, şirin ve küçük kasabamız Prizrenimizin yarı aydınlarının müthiş katkılarıyla istimlâk etmeyi başaran adı lazım değil malum kişi, geçtiğimiz son üç dönemde art arda Kosova hükümetinde ‘söz dinleyen, sesi-soluğu çıkmayan bakan’ olmak gibi üstün sayılabilecek bir başarı gösterdi! Bu seçimlerde de birinci sıradan aday olup yine etrafına topladığı, kullanılmaya müsait küçük kasaba aydın ve esnafının destek ve katkılarıyla Kosova Hükümetinde yer bulmayı umuyor. Bunu başarırsa Kosova Hükümetinin ‘daimi bakan’ı olma yolunda çok önemli bir eşiği aşmış olacak.
Herneyse, umarız adı lazım değil kişinin küçük kasaba kurnazlığı bu sefer işe yaramaz ve tökezler!

Aslında Kosova Türk toplumunun içinde çok sayıda adı lazım değil kişi mevcut, burada hepsinden bahsetmek mümkün değil. Ama ‘orada bir köy var, gitmesek de kalmasak da..’ edebiyatından mada, olur olmaz her yerde Osmanlı tarihine atıfta bulunup Turkiyede muhafazakar çevrelerden ‘puan kapmak'(sen yine de para kapmak olarak oku!) gibi bir tasası olan öteki adı lazım değil malum kişinin varlığını da şöyle sadece bi analım. Etrafında topladığı birkaç köy kabadayısının desteğiyle parlamentodaki garantili koltuklardan birine kapağı atmayı hedef olarak belirlemiş rolü yapıyor, oysa esas amacı ise köy belediyesindeki pozisyonunu korumak! Tabii bu seçim döneminde en çok gürültü yapan da kendisi. Mikrofonla bile kavga edecek kadar cengâver!
Seçime giren partilerin, hareketlerin veya bağımsız adayların seçmenlere sunacakları bir programları veya vaatleri olur (bu vaatler külliyen yalan olsa bile). Ancak Kosovadaki azınlık partilerinin hepsinin, program veya vaatleri olmadığı için, geriye seçim faaliyeti olarak birbiriyle didişmek kalıyor, doğrusunu söylemek gerekirse çok ta eğlenceli oluyor!

Mesela Kosova Parlamentosunda Türk azınlığına ayrılan 2 sandalyeye kapağı atabilmek için yarışan ilgili partilerin yarışmacı elemanlarının (kesinlikle aday demeye dilim varmıyor) şu on günlük seçim propagandası sürecinde seçmenin teveccühünü kazanabilmek için söylemlerinee bakıldığında ‘seçim vaadi’ yerine, kişisel didişmelerin yanında Osmanlı tatihine bol bol vurgu, Türkiyeden her alanda yardım almak, Türkiyeye öğrenci ve hasta yollamak, Fetö ile mücadele ve benzer konu başlıklarının ön plana çıktığını görmek mümkün. Sanırsın bu seçim, Kosovada değil de Türkiyede oluyor. Bu yaman yarışmacılardan çoğunun, Kosovadaki imkanlardan veya imkansızlıklardan bahsetmek yerine, mütemadiyen ‘Türkiyeden yardım’ konusunu işliyor omaları, ruhlara işlemiş olan beleşçiliği gözler önüne seriyor! Her iki partinin koltuk kapma yarışmacıları aslında, tam da ‘maaşımı Kosovadan alır, bana oy veren garibanların ağızlarına bir parmak bal çalmak gerektiğinde de balı Türkiyeden beleşe temin ederim’ modundalar. Çünkü yıllarca böyle bir beleşçiliği siyaset diye bellediler. Bu işlerle yıllarca iştigal eden ve geçimini buradan sağlayan kaşarlaşmış tiplerin yanında, meclise kapağı atma yarışmasına ilk defa katılan genç yarışmacılar da vaatlerini Türkiyeye yaslanarak yapıyorlar, her ne kadar kısıtlı olsa da Kosovanın imkanlarından veya Kosovadaki sıkıntılardan ve bu sıkıntıların nasıl giderilmesi gerektiği konusundan bahseden pek olmuyor. Neden acaba? Galiba, insanlara hava attıklarının çeyreğinin çeyreği kadar yetkiye sahip değiler de ondan! Hoş, bu narsistlerden hiçbirinin yetki ve sorumluluk diye bir dertleri de yok, varsa yoksa meclise kapağı atmak!

*Yazarların görüşleri mutlak olarak Prizren Post’un görüşlerini temsil etmemektedir.


Etiketa:
Arivisti Company