18°C
Prizren

Müslüman Kosova’nın Dünü ve Bugünü

PRIZREN POST | 11:24 - 26.12.2016

I. Coğrafi arkaplan

Kosova Cumhuriyeti Doğu Avrupa’da istikrarsız Balkanların istikrarsız bir bölgesidir. Kosova, küzeydoğudan Sırbistan, kuzeybatıdan Sancak ve Karadağ, güneyden Arnavutluk, güneydoğudan da Makedonya ile çevrilidir.

Osmanlı Devleti döneminde (Kosova) bölgesi Arnavutluk’u olusturan en büyük vilayetlerden birisiydi. Bu vilayet, 1787-1945 yılları arasında Sırbistan ve Karadağ’ın işgal ettiği dört vilayet arasındaydı. Tarihi Kosova bölgesi, Sırbistan, Makedonya ve Kardağ arasında bölünmüş, en büyük pay Sırbistan’a verilmiştir. İşte bugün Kosova denilen bölge aslında tarihi Kosova vilayetinin Sırbistan’a verilen kısmıdır.

Bugün Kosova’nın yüzölçümü 10.877 km2 ve nüfusu 2.234.000 olup nüfusun %93’ü müslümandır. Geriye kalanların çoğunluğu Sırp asıllıdır. Müslüman nüfusun %90’ı ise Arnavut kökenlidir.

Bugünkü Kosova’nın başkenti Priştina’dir. Osmanlı döneminde baskent önce Prizren sonra Priştina sonra da Üsküp olmuştur. Üsküp bugün Makedonya’nın başkentidir.

Yugoslavya’nın siyasi yapısı 1974’te yeniden düzenlenmiş ve altı cumhuriyet’ten oluşmuştur: Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Slovenya ve Karadağ. Özerk olan Voyvodina ve Kosova bölgeleri ise Sırbistan’ın kontrolüne bırakılmıştır. Bu cumhuriyetlerin tümü federal bir devleti oluşturmuştur.

II. Tarihi arkaplan

Osmanlılardan önce: M.Ö. 300 yıllarında Kosova Balkanlarda bağımsız bir bölge olarak ortaya çıkmıştır. Bundan sonra Romalların işgali gelmiş onlardan sonra 14. yy.’da Osmanlılar bölgeye hakim olmuşlardır. Bölgeye İslam sınırlı bir biçimde de olsa Osmanlılardan önce iktisadi ve diplomatik ilişkiler yoluyla girmiştir.

Osmanlılar: Osmanlılar, 1389’da Sırplara ve Avrupalı müttefiklerine karşı kazandıkları meşhur Kosova Savaşından sonra bölgeye tamamıyla hakim olmuşlardır. Kosova Arnavutluk’un dört büyük bölgesinden biri olmuştur. Osmanlılar zamanında bir istikrar ve ilerleme dönemi yaşanmış hemen hemen bütün Arnavutlar İslami kabul etmişlerdir. Bu durum Osmanlı Devletinin yıkılışına yol açan olaylara dek önemli bir değişikliğe uğramamıştır.

Berlin Konferansı (1878): Çirkin Berlin konferansı Kosova’nın büyük bir kısmını Sırbistan ve Karadağ’a havale etmiştir. Bu karar, konferanstan önce başlamış olan etnik temizlik hareketini hızlandırmıştır. Niş, Leskovik ve Toplika gibi şehirlerin nüfusu Türkiye’ye göç etmeye zorlanmışlardır. Bugün bu şehirlerde yaşayan hemen hemen hiç Müslüman Arnavut bulunmamaktadır.

Londra Sefirler Toplantısı (1913): Bu toplantıda Balkanların haritası yeniden çizilmiştir. Osmanlılara karşı giriştikleri saldırılar karsılığında Sırplara Kosova bir hediye gibi verilmiştir. Sırpların msülüman Arnavutlara yaptıkları zulümler neticesinde büyük kitleler Türkiye’ye daha az miktarda da Suriye’ye göç etmişlerdir. Kosova’dan dışarıya ilk islami hicret dalgası böyle başlamıştır. Bu durum, Nazi (Alman faşistler, M.K.) işgaline karşı Sırpların ve Müslümanların birlikte savaştıkları 2. Dünya Savaşına degin sürmüştür.

İkinci Dünya Savaşı: II. Dünya Savaşı Kosova’nın tarihinde bir dönemeç olmuştur. Savaştan önce komunist fikirler Yugoslavya’da belirli çevrelerde etkili olmuştur. Komünistler Nazi işgaline karşı önemli rol oynamıslar, bu yüzde de savaştan sonra ortaya çıkan siyasi boşluğu doldurmayı fırsat bilmişlerdir. Böylece sosyalist Yugoslavya doğmuştur.

Sosyalist Yugoslavya’nın kuruluşunda sonra Kosova: Müslümanlar yapılan zulümler yine devam etmiş ve bir Türkiye’ye göç dalgası daha başlamıştır. Bu durum 1950’lerin ortalarına dek, özellikle Tito’nun Sırp lider Aleksandar Rankoviç’i devirmesine kadar sürmüştür. 1968’de yapılan gösteriler sırasında Müslümanlara yapılan zulümler doruğuna ulaşmıştır. Bu gösteilerin asıl sebebi Kosova’da hiçbir üniversite’nin bulunmaması ve halkın %90’ı Arnavutça konuşmasına rağmen okullarda zorla Sırpça eğitim verilmesidir. Tahmin edildiği gibi gösteriler Sırp ordusunun müdahalesiyle vahşice bastırılmış, olayları yönlendirenlerin tümü ve göstericilerin birçoğu tutuklanmıştır. Burada hiç mahkemeye çıkarılmadan yapılan ayırımcı tutuklama işlemlerinden söz etmeye gerek yoktur. Ancak bu dönemde olayları dünyaya duyurabilecek uluslararası medya ortada yoktur.

1974 yılı: 1968 gösterileri neticesinde Kosova Sırbistan kontrolünde özerk bir bölge olmuştur. Kosova’da gerçekte Kosova halkını temsil etmeyen bir parlamento kurulmuş ve Kosova, Federal Parlamento’da temsil edilmeye başlanmıştır. Priştina Üniversitesi kurulmuş bir grup Arnavut düşünür yetişmiştir. Ancak sonuçta eski sistem az bir iyileştirmeyle devam etmiştir.
11 Mart 1981’de gösteriler tekrar alevlenmiştir. Bu sefer istekler Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılması ve Federal Anayasa’nın da kabul ettiği bir hak olan Kosova’nın Federal Yugoslavya’nın içinde bağımsız bir cumhuriyet olmasıdır. Gösteriler on gün devam etmiş ve Sırp ordusunun vahşice saldırısına hedef olan göstericilerden sadece ilk gün 300 kişi öldürülmüştür. Eski sistem yerleştirilmiş ve zulüm artarak devam etmiştir. Bu olayların anısına her 11 Mart ‘ta gösteriler yapılmaktadır. Bu gösterilerden sonra geçen on yıl içinde tutuklanan veya yargılanan Müslüman sayısı 700.000’i bulmuştur ki; bu, 2.234.000 olan tüm nüfusunun 1/3’ü demektir.
1989’da Slobodan Miloşeviç 1974 Federal Anayasasının güvence altına aldığı Kosova’nın özerklik hakkını iptal etmiştir. (Burada daha fazla ayrintı için insan hakları ihlalleri dosyasına bakılabilir). Böylelikle Müslümanlara yapilan zulümler yine artmıştır.

Komunizmin yıkılışı: Müslümanlar kounizmin yıkılışıyla birlikte esmeye baslayan hürriyet ve demokrasi rüzgarlarının kendilerine de ulaşacağını düşünmüşler. Ancak 1989’da Müslümanlar yapılan zulümlerin artması ve bir sonraki yılda doruğa ulaşması, komunizmin yıkılmasının Müslümanlara yönelik baskıların azalmasında bir etkisi olmadığını göstermiştir.

1991’de Sırpların karşı çıkmasına rağmen Kosova’da genel seçimler yapılmıştır. Bunun neticesinde Kosova Parlamentosu oluşmuştur. 1991’de yapılan refrandumda halkın %99,87’si bağımsızlık için oy kullanmış ve Kosova’nın bağımsızlığını ilan edilmiştir. Kosova’nın bağımsızlığını Arnavutluk tanımış, Bosna, Hırvatistan ve Slovenya desteklemiştir. Bu seçimler Amerika ve Avrupa’dan 8 heyetce izlenmiş ve uluslararası haber ajanslarından 82 gazeteci bu seçimlerin haberini dünyaya duyurmuştur.

III. Kosova’da Islam’ın yayılışı

Kosova’da İslam Osmanlılardan önce sınırlı olarak girmiştir. Osmanlı hakimiyeti yerleştikten sonra Arnavutların %90’ı İslama girmiş ve Balkanlarda Müslümanlar ayrı bir kimlik oluşturmuştur. Osmanlılardan önceki tarihlerde yapılan kiliselerin günümüze dek ayakta kalması Osmanlıların adaletinin bir göstergesidir. Sırpların ve komunistlerin bölgeden İslami tamamen silmek istemelerine rağmen İslam kalmıştır. Aksine bu baskılar İslamın yeniden ihyası için yapılan çalışmalara hız vermiş, Makedonya ve Kosova’da canlı bir İslami hareketin doğuşuna yol açmıştır. Kosova’da İslami hareket, “Müslüman Gençler” adıyla kendini duyuran ve İslami hareket açısından zengin bir geçmişe sahip olan Bosna’daki İslami harekete göre yeni bir olgudur.

Bugün Kosova’da çocuk, kadın ve yaşlı Müslüman Arnavutların acımasızca katledildiği eşit olmayan bir savaş yaşanırken dünya bu olaya seyirci kalmaktadir? Arnavutların köyleri ve evleri Sırp toplarının ve uçaklarının bombalarıyla yıkılmaktadır.

Bosna-Hersek’te savaş bittikten sonra Sırp kuvvetleri Müslüman Arnavutlarla olan hesaplarını görmek için Kosova’ya hareket etmişlerdir. Ancak burada önemli bir noktaya değinmemiz gerekmektedir. Balkanlarda Arnavutların durumu Bosnalıların durumundan farklıdır. Arnavutların siyasi, stratejik ve sayisal durumları Bosnalılara benzememektedir. Bosna, Sırbistan ve Hırvatistan’la çevrilidir ve nüfusunun takriben yarısı Sırp ve Hırvattır. Müslüman Boşnakların nüfusu sadece 3.000.000’dır. Arnavutların ise kendilerine has bir devletleri vardır. Bu devletin yani Arnavutluk’un nüfusu 3.500.000’dır. Nüfusun %75’i Müslümandır. Arnavutluk’un Adriyatik denizine bakan uzun bir sahili de vardır. Arnavutluk’un tabii uzantısı olana ve aralarında suni sınırlar bulunan Kosova’da ise 2.300.000 olan nüfusun %90’i Müslüman Arnavuttur. Kosova’nın güneydoğusunda bulunan Makedonya’da ise 1.000.000 Müslüman Arnavut yaşamaktadır. Yunanistan’da Arnavutluk sınırına yakin bir bölge olan Çamerya’da 500.000, Karadağ’da 250.000, Sırbistan’da ise 100.000 Müslüman Arnavut yaşamaktadır. Balkanlarda yaşayan Müslüman Arnavutların toplam nüfusu 7.000.000’u bulmaktadır. Balkanlarda İslam bir güç olarak önemleri de bundan kaynaklanmaktadır. Arnavutların yaşadıkları bu bölgelerin tümü Osmanlı döneminde dört vilayette toplanmıştı: Kosova, Şkodra, Manastir ve Yanya. Ancak, Osmanlıların Balkanlardan çıkmasından sonra, Avrupalı güçler bu bölgeleri parçalayıp daha önce de işaret ettiğimiz gibi Ortodoks Slav milletleri arasında paylaştırmışlardır.

Kosova Kurtulus Ordusu (UÇK)

Aslında Arnavutların Slavlar karşı direnişi Osmanlıların Balkanlardan çıkışıyla birlikte başlamıştır. Bu direniş I. ve II. Dünya Savaşları sırasında da devam etmiştir. Ancak II. Dünya Savaşından sonra komunistlerin eski Yugoslavya’yı hakimiyetleri altına almalarıyla birlikte, Arnavut direnişi Arnavut topraklarının dışına çıkmış ve özellikle Batıya giderek orada Yugoslav hükümetine karşı siyasi açıklamalarla varlığını sürdürmüştür.

Gerçek anlamıyla bir özerklik olmasa da komunizmin döneminde Arnavutlara verilmiş olan özerklik 1989’da şimdiki sırp lider Slobodan Miloşeviç tarafından geri alınmıştır. Bunun sonucunda Kosova halkına daha önce görülmedik siyasi baskılar ve zulümler yapılmaya başlamıştır. Örneğin polis, ordu, üniversite ve kültürel kuruluşlar gibi bütün resmi dairelerde memur olma Arnavutlar için imkansız olmuştur. İktisadi yönden Sırplar Kosova’ya çok sıkı bir ambargo uygulamışlar ve bu yüzden 1991-1996 yılları arasında 400.000 genç çalışmak için Batıya gitmek zorunda kalmıştır. Bu şekilde gençlerin sayısı da oldukça azalmıştır. Bütün bu baskılar sonucunda Arnavutlar Sırplara karşı askeri bir örgüt kurmk zorunda kalmışlardır. 1993’te Kosova Kurtuluş Ordusu tam bir gizlilik içinde kurulmuştur. UÇK, Kosova’da kurulmuş, ancak stratejisi Tiran ve İsviçre gibi dış merkezlerde çizilmiştir. Sırpların sadece güç ve silah diliniden anladıklarını gördükten sonra böyle bir ordunun kurulması artık mantıklı ve zaruri bir hal almıştır. Bu durum daha önce Bosna’da görüldüğü gibi bugün’de Kosova’da bütün dünya tarafından görülmektedir. Kuruluşu sırasında 150 üyeye sahip olan UÇK’nın bugün kayıtlı üye sayısı 12.000’ü bulmuştur. UÇK ilk faaliyetini gazetelere verdiği sert açıklamalarla başlatmıştır. Bosna savaşını sona erdiren Dayton anlaşmasından sonra UÇK Kosova’da Müslüman Arnavutlara yaptıkları zulmü durdurmaları için Sırp polis merkezlerine saldırılar düzenlemeye başlamıştır. Ancak bilindiği gibi durum gittikçe kötüleşmiş ve 1998’in başında Kosova’nın silahsız halkına karşı adı konulmamış bir savaş başlatılmıştır.

Şimdi Kosova’da Sırp güçleriyle UÇK arasında şiddetli bir savaş yaşanmaktadır.

Başlangıçtan günümüze kadar savaşın sonuçları:

Şimdiye dek Kosova’da yaşana savaşta çoğu kadın, çocuk ve yaşlılar olamk üzere binlerce Arnavut öldürülmüştür. Bu masum insanların öldürülme şekli Bosna’da olduğu gibi bıçaklarla kesme, yakma, top ve uçaklarla bombalama ve benzeri şekillerde olmaktadır. Bu vahşice katliamlar bu yılın (1998, M.K.) Şubat ayında başlamıştır. Şimdiye dek akibeti bilinmeyen binden fazla kayıp vardır. Sırpların kontrolünde bulunan birçok bölgede yollarda ve açıkta yatan çok sayıda ceset bulunmakta ve Sırplar bunların defnedilmesine izin vermemektedir. Şimdiye kadar 15.000 köyün tamamen, başka birçok şehir ve köyün ise kısmen yıkıldığı bilinmektedir. Örneğin nüfusu 10.000 olan Deçan şehri barbarca bombalanmış ve tamamen boşalmıştır. Sırplar insanları öldürmekle kalmayıp, bölgedeki Arnavutların temel gıda maddesi olan hayvanları da öldürmektedir. Yine Sırplarin barbarca uygulamalarından birisi de bir yere girdikleri zaman önce oranın camisini yıkmaları, sonra insanları öldürmeye başlamalarıdır.

Şimdiye kadar Sırp yetkililer, bölgeye hiçbir uluslarası inasnı yardım veya tedavi kuruluşlarını sokmamaışlardır. Kosova’dan göç edenlerin sayısı 50.000’e ulaşmıştır. Bunların 35.000’i Arnavutluk’ta, 15.000’i Karadağ’a göç etmiştir. Karadağ’a göç edenlerin durumu Arnavutluk’a göç edenlerin durumundan daha kötüdür.

Bütün bunlara rağmen dünya ve özellikle batılı ülkeler burada olanlara ses çıkarmamaktadır.

Nato ittifakının kararlarından açıkça belli olduğu gibi Nato güçlerinin Arnavutluk ve Kosova sınırını gelecek herhangi bir yardımı engellemek için gözlemek istediğini anlıyoruz. Nato’nun Arnavut topraklarını bölme ve Arnavutları Balkanlardan atma hususunda takındığı tutum garip değildir. Bu tutumun esasi 1878’de yapılan Berlin konferansı kararlarıdır. O konferansta bugün Sırbistan topraklarında bulunan Niş’ten Kosova’daki Mitrovica’ya kadar uzanan bölgede yer alan 8 şehir ve 600 köyün Sırplara teslim edilmesi kararlaştırılmıştır. Dün olduğu gibi bugün de Batının Müslüman Arnavutları Balkanlardan kovmak veya diğer milletlerin içinde azınlık haline getirmek istediğini görüyoruz.

Her an Kosova olaylarıyla ilgili haberleri izlemek gittikçe zorlaşmaktadır. Öldürülenlerin ve göç edenlerinin sayısı durmadan artmaktadır. Son olarak, İslam alemini, Kosova’daki kardeşlerine yardım etmeye ve arkasında yüzbinlerce şehir bırakan ikinci bir Bosna yaşanmaması için duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Yazar: Muhammed Faruk
Kaynak: Yürüyüs Dergisi, Sayi 1, Aralık 1998

*Yazarların görüşleri mutlak olarak Prizren Post’un görüşlerini temsil etmemektedir.


Etiketa:
Arivisti Company